İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Teknoloji Hapishanesi; Mobil Kelepçeler

İlk yazım teknolojinin esiri haline gelmiş bizler hakkında olacak. Yazıyı yazmamdaki sebep dün izlediğim bir haberden dolayıdır. Amerika’da bir firma 1 yıl boyunca akıllı cep telefonu kullanmayan bir vatandaşa ödül olarak 100.000 dolar ödül verecekmiş. Evet yanlış duymadınız, bir yıl boyunca şuan kullanmakta olduğumuz dokunmatik telefonlardan uzak durarak 100.000 dolar gibi büyük bir ödül alacak. Yarışmacıları başvuranlar arasından kendileri seçecekmiş. Bununla ilgili de Türkiye’de bir röportaj yapılıyor. Bizim insanımıza da benzer sorular soruluyor. Siz olsanız 1 sene akıllı telefonsuz yaşayabilir misiniz diye soruyor. Cevap verenlerden çok azı kullanabilirim diyor. Onlarda yaşlılar. Evet yanlış okumadınız. Kullanırım diyenlerde yaşlılar. Zaten onlar bu tip akıllı telefonlara bize nazaran daha geç yaşlarda kavuştuğu için bu tip cihazları kullanmamak pek etkileyeceğini zannetmiyorum. Hele gençlerden gelen cevaplar akıllara zarar desek yanlış olmaz. Şu düştüğümüz hale bakın.  Adam yada Kadın fark etmez evde 4 yaşındaki çocuğunu bile bir cep telefonu yada tabletle oyalıyor. Yada çizgi film kanalları ile oyalıyor.  Zaten çevre iyice bozulmuş. İnsan çocuğunu sokağa salamaz hale gelmiş. Çocuk yediğinin içtiğinin enerjisini vücudundan atamıyor. Daha küçük yaşta göz ve omurilik eğriliği gibi sorunlar yaşamaya başlıyor. çünkü sürekli olarak başın eğik bir şekilde küçücük bir ekrana bakmaktan vücut gelişimi bozuluyor. Normalde o yaşta bir çocuğun sokakta ayakları elleri toprağa değerek  tüm vücudunu hareket ettirerek büyümesi gerekirken, şimdi ise bir koltukta iki büklüm büyüyor. Atamadığı enerjisi onlara uykusuzluk yapıyor ve bu tip cihazlarla daha fazla vakit geçirmesine neden oluyor. Eskilere sormak lazım acaba kaçı saat 10 yada 11′ e kadar dayanabiliyordu. Birçoğumuz bir köşeye kıvrılıp orada uyuyup kalıyorduk. Şimdi ise enerjisini atamayan çocuklar gece bekçisi gibi uyumamakta ısrar ediyor. Tabi gündüz yorulan büyükler ise onların bu uyku sorunlarından dolayı öfke nöbetlerine giriyor. 

Bu sadece öfke nöbetleriyle sınırlı kalmıyor. Nasıl çocuklarını bu cihazlara köle ettiyse kendini de bu cihazlara kurban ediyor. Eşler evlerinde birbiriyle yarım saat konuşmuyor. Çocuklarının hatrını 10-15 dakikadan fazla sormuyor. Neredeyse yemek sofrasında bile ellerinde telefon bir yandan yemek yiyor bir yandan sosyal ağlarda acaba ali ne yapmış, ayşe nereye gitmiş, fatmanın yemeği güzel değilmiş, düğüne de o elbiseyle mi gidilirmiş, soframın yemeklerini paylaşayım da hava atayım gibi acayip bir hallere girdik. Sonra da bazı akıllı zanneden çevreler var ya hemen onlar ortaya atılır. vay efendim öyle yemekler mi paylaşılır fakir fukara görse günah değil mi? Doğru günah ama fakir fukara da sizin gibi cep telefonu internet olmaz. Onlar sizin gibi sosyal ağlarda gezemezler. Zaten karnı aç birde internete mi para ödesin. Merak etme orada yaptığın paylaşımı fakir fukara insan görmez. Onların sizin kadar boş vakitleri yok. Tok insan sosyal ağlarda gezer. Tok insan birşeyler paylaşır. 

Buraya kadar hiç kimse yazdıklarıma itiraz edemez. Çünkü sadece ülkemizin değil tüm dünyanın içine düştüğü durum bundan ibarettir. Peki çözüm ne olacak. Önce evinize selam vererek girin. Evde biri olsun yada olmasın eve selam vererek girin. Selam vererek girdiğiniz evden bütün şeytanlar çıkar. O gün evinizde huzur olur. İkincisi şunu deyin, herkes cep telefonunu şarja taksın ve sesini kıssın ardından yemek bitinceye kadar kimse şarjdan çıkarmasın. Yemek bittikten sonra önce çocuklarla bir saatinizi geçirin. Küçükse onlarla oynayın, büyükse derslerini okulunu durumunu sorun. Hiç olmadı günlük hayattan yada geçmişten birkaç anınızı onunla paylaşıp diyalog kurun. Daha sonra bir saatinizi eşinize ayırın. Karşılıklı kahve için çay için halini hatırını sorun. Yalnız buradan ev hanımlarına da dikkat çekmek istiyorum. Eşiniz sizinle muhabbet etmek istediğinde onunla şu şekilde konuşursanız o zaman oda sizden kaçmaya devam edecektir. Sizinle konuşmak yerine kendini bu teknolojiye kurban verecektir. Aman şu şunu demiş annen bunu demiş babam şunu yapmış, teyzem şöyle olmuş gibi aile için tartışmalara sebebiyet verebilecek konuşmalar yaparsanız o zaman eşiniz sizden uzaklaşacaktır. Sonra neden benimle ilgilenmiyorsun diyeceksiniz. Ama demeyeyim mi diyeceksin. Tabiki diyeceksiniz ama konunun başında demeyeceksiniz. Muhabbetinizin sonunda diyeceksiniz. Birde sürekli şikayet etmeyin. İyiliklerden güzelliklerden de bahsedin. Siz onu her gördüğünüzde dert yanarsanız onda şöyle bir algı oluşacaktır. Aha geliyor yine kimi yada neyi şikayet edecek. Bıktım şikayetlerinden diyecektir. Ardından sırf kavga çıkmaması için sizi dinler gibi yapıp hiçbir cevap vermeden konuşmanızın bitmesini bekleyecektir. Bu arada siz orada boşa konuşuyorsunuz. Çünkü sürekli dert yanıp şikayet ettiğiniz için konuştuklarınız bir kulağından girip diğerinden çıkacaktır. Karşınızda başını emme basma tulumba gibi sallayan biri olduğu için her dediğinize evet deyip sizi geçiştirecektir. Çözüm konusunda hiçbir şey yapmayacaktır. Sadece anı kurtaran gitse de rahat etsem diyen biri olacaktır. 

Çözüm istiyorsanız evinizde huzur istiyorsanız öncelikle kendinize ayırmak yerine ailenize vakit ayıracaksınız. Bir saat çocuklarınızla bir saat eşinizle vakit geçireceksiniz. Her muhabbette birşeylerden şikayet etmeyeceksiniz. Bir gün dert yandıysanız ikinci gün muhabbet edeceksiniz. Evinize selamla gireceksiniz. Çocuklarınızın eli ayağı toprağa değemese de evinizin içinde onlarla en azından bir yarım saat oynayacaksınız. Birazda olsa enerjilerini almanız onları mutlu edecektir. Unutmayın ki Hz. Peygamber efendimiz (Sallahu Aleyhi Vesellem) namaz kılarken torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin omuzundan inmezmiş. Ama o asla bundan şikayet etmemiş. Şimdi bazıları çıkıp arkadaş ben peygamber miyim diyebilir. Bu rahatsız edici kötü birşey değil. Bu sabrı peygamber olmayan da rahatlıkla gösterebilir. Yapacağınız zor birşey değil. bir yarım saatinizi onlarla oynamakla geçireceksiniz. Çocuk sevindirmek en büyük sadakadır. Siz bunları yapmazsanız çocuklarınız o akıllı telefon yada tabletlerde izlediği videolardaki gibi kendine bir hayat kuracaktır. Sonra sizlere karşı asi olacaktır. Dövmek bile onları korkutamayacaktır. Sonuç olarak çok güzel asi bir çocuk yetiştirmiş olacaksınız. Yarın okula başladığında da karşısındaki öğretmene yada arkadaşlarına aynı size söz geçirdiği gibi söz geçireceğini sanacaktır. Bunun aksini gördüğü zamanda sizin ona yaptığınız gibi şiddete başvuracaktır. Ve mutlu son çocuğunuz disipline gidecektir. Daha sonra rehabilitasyona gidecektir. Oralarda tekrar eğitilecektir. Ve hayatın öyle olmadığı oralarda ona öğretilecektir. Zamanında sizin oynayıp sırtına almadığınız çocuğunuz başkalarının eğitimi ile düzene girecektir. Ama bu çocuk size karşı her zaman öyle olmaya devam edecektir. 

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir